Abdalan-ı Rum ve Geyikli Baba

Stok Kodu:
9786058455986
Boyut:
13.50x21.00
Sayfa Sayısı:
304
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2015-12
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
9786058455986
458411
Abdalan-ı Rum ve Geyikli Baba
Abdalan-ı Rum ve Geyikli Baba
27.00

Çokça sözü edilen, fakat yeterince irdelenmediği görülen “Abdalan-ı Rum” olayını anlayabilmek için toplumsal dönüşümün tarihsel boyutlarını irdelemenin gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Bu aynı zamanda bir bakıma “arka plan” çözümlemesidir. Açık ki, kültürler birbirinin süreğidir. Sürekli değişerek, dönüşerek kendini yeni koşullara uyarlar, yeni bir çağa taşır. Bu, tarihin kaçınılmaz döngüsüdür. Bu durum gelenekte ‘kökün üstünde bitmek' ya da ‘ot kökün üstünde biter' biçiminde betimlenir. Her olgunun bir kökeni, dayanak noktaları vardır. Görülmese de, bilinmese de bu gerçeklik değişmez. İnsan koşullarının ürünüdür. İnsanı çevresinden, koşullarından soyutlayarak yapılan her türlü değerlendirme, her türlü yaklaşım ve çözümleme hep soyut kalacaktır.

Aşıkpaşaoğlu yazdığı “Tevarih-i Al-i Osman”da Hacı Bektaş dönemiyle ilgili açıklama yaparken dört taifeden bahseder:“Hem dahibu Rûm'da dört taife vardur kim anılur müsafirler ve seyyahlar arasında: Biri Gaziyan-ı Rûm ve biri Abdalan-ı Rum ve biri Bacıyan-ı Rum ve biri Ahiyan-ı Rum.”Kayıt açık. Dört önemli topluluk çıkıyor karşımıza, bunlardan biri de -bugüne dek izleği, süreği devam eden- Abdalan-ı Rum'dur.Abdalan-ı Rum, batıni / heteredoks dervişler topluluğudur. Anadolu Abdalları, Horasan Erenleri, Gaip Erenler gibi adlarla da anılır. Cezbeli / aşkın ve taşkın, kendi deyimleriyle “tahta kılıç”larıyla gönüller fetheden, Hakk'ın yolunu süren, nefsinden arınmış, “ölmeden evvel ölen”, canı candan ayırt etmeyen, “her ne ararsan insandadır”, “Hak gönüldedir”, “nefisi yele, zâhiri sele verdik” diyen, üretimde ve tüketimde paylaşımcılığı, eşitliği esas alan dervişlerdir."

Çokça sözü edilen, fakat yeterince irdelenmediği görülen “Abdalan-ı Rum” olayını anlayabilmek için toplumsal dönüşümün tarihsel boyutlarını irdelemenin gerekliliği de ortaya çıkmaktadır. Bu aynı zamanda bir bakıma “arka plan” çözümlemesidir. Açık ki, kültürler birbirinin süreğidir. Sürekli değişerek, dönüşerek kendini yeni koşullara uyarlar, yeni bir çağa taşır. Bu, tarihin kaçınılmaz döngüsüdür. Bu durum gelenekte ‘kökün üstünde bitmek' ya da ‘ot kökün üstünde biter' biçiminde betimlenir. Her olgunun bir kökeni, dayanak noktaları vardır. Görülmese de, bilinmese de bu gerçeklik değişmez. İnsan koşullarının ürünüdür. İnsanı çevresinden, koşullarından soyutlayarak yapılan her türlü değerlendirme, her türlü yaklaşım ve çözümleme hep soyut kalacaktır.

Aşıkpaşaoğlu yazdığı “Tevarih-i Al-i Osman”da Hacı Bektaş dönemiyle ilgili açıklama yaparken dört taifeden bahseder:“Hem dahibu Rûm'da dört taife vardur kim anılur müsafirler ve seyyahlar arasında: Biri Gaziyan-ı Rûm ve biri Abdalan-ı Rum ve biri Bacıyan-ı Rum ve biri Ahiyan-ı Rum.”Kayıt açık. Dört önemli topluluk çıkıyor karşımıza, bunlardan biri de -bugüne dek izleği, süreği devam eden- Abdalan-ı Rum'dur.Abdalan-ı Rum, batıni / heteredoks dervişler topluluğudur. Anadolu Abdalları, Horasan Erenleri, Gaip Erenler gibi adlarla da anılır. Cezbeli / aşkın ve taşkın, kendi deyimleriyle “tahta kılıç”larıyla gönüller fetheden, Hakk'ın yolunu süren, nefsinden arınmış, “ölmeden evvel ölen”, canı candan ayırt etmeyen, “her ne ararsan insandadır”, “Hak gönüldedir”, “nefisi yele, zâhiri sele verdik” diyen, üretimde ve tüketimde paylaşımcılığı, eşitliği esas alan dervişlerdir."

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat