AP - Ordu İlişkileri Bir İkilemin Anatomisi

Stok Kodu:
9789754703252
Boyut:
13.00x19.50
Sayfa Sayısı:
285
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
2
Basım Tarihi:
2002
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
9789754703252
514327
AP - Ordu İlişkileri
AP - Ordu İlişkileri Bir İkilemin Anatomisi
27.00

Türkiye'de siyasi hayata ve demokrasinin işleyişine (veya işlemeyişine) ilişkin sorunları, Ordu etkenini hesaba katmaksızın ele almak mümkün değil. 1950'den beri üç kez parlementer rejimi askıya alan, "olağan" zamanlarda da önemli gördüğü, kendini sorumlu saydığı bütün konularda ağırlık koyan Ordunun Türkiye'nin siyasi hayatına karışması, "müdahale" kavramının anlattığından çok daha derin ve sürekli. Türk Ordusunun sistemdeki dahlini, yerini ve işlevini gözlemlemek açısından belki en ilginç kesit, 1960-1980 dönemi: Türkiye'de Anayasal parlamenter rejimin -şimdiye dek- en uzun süre "olağan" işleyişini sürdürebildiği; "olağan" gidişi kesintiye uğratan 12 Mart 1971 rejiminin de, Ordu müdahalesinin işlevi açısından 27 Mayıs 1960'tan önemli ölçüde farklılaştığı bir dönem. Temel farklılık, 12 Mart darbesinin yaptığı düzenlemelerin, 27 Mayıs darbesinin hedef almış olduğu siyasi çizginin sürdürücüsü olan partinin örtük desteğine sahip olması! 27 Mayis'ta askeri rejim tarafından tasfiye edilen Demokrat Parti'nin mirasçısı Adalet Partisi'nin ve onun güçlü önderi Süleyman Demirel'in Ordu'ya ilişkin politikası, sadece 12 Mart kavşağında değil 1960-80 dönemi boyunca aynı çelişkiyi taşıyor: Bir yandan "suyuna giderek" yatıştırmaya, hatta kimi zaman yararlanmaya çalışmak; bir yandan sistemdeki etkinliğini sınırlandırmaya, siyasi otoriteye tabi kılmaya çabalamak. Sadece AP'ye ve Demirel'e özgü olmayan, Türkiye'de politik seçkinlerin çoğunluğunun yatkın olduğu bu çizgi, 1980'den sonraki seçilmiş hükümetlerin Ordu politikalarına da damgasını vurdu, vuruyor. Ümit Sakallıoğlu'nun incelemesi, Türkiye'de siyaset-Ordu ilişkisinin çerçevesini çizegelen bu ikili politikanın ve ikili söylemin ayrıntılı bir tahlilini içeriyor. Kitapta ayrıca, 1980 sonrasında DYP başta olmak üzere sağ partilerin Ordu "konusundaki" tutumlarını konu edinen bir bölüm yeralıyor.

Türkiye'de siyasi hayata ve demokrasinin işleyişine (veya işlemeyişine) ilişkin sorunları, Ordu etkenini hesaba katmaksızın ele almak mümkün değil. 1950'den beri üç kez parlementer rejimi askıya alan, "olağan" zamanlarda da önemli gördüğü, kendini sorumlu saydığı bütün konularda ağırlık koyan Ordunun Türkiye'nin siyasi hayatına karışması, "müdahale" kavramının anlattığından çok daha derin ve sürekli. Türk Ordusunun sistemdeki dahlini, yerini ve işlevini gözlemlemek açısından belki en ilginç kesit, 1960-1980 dönemi: Türkiye'de Anayasal parlamenter rejimin -şimdiye dek- en uzun süre "olağan" işleyişini sürdürebildiği; "olağan" gidişi kesintiye uğratan 12 Mart 1971 rejiminin de, Ordu müdahalesinin işlevi açısından 27 Mayıs 1960'tan önemli ölçüde farklılaştığı bir dönem. Temel farklılık, 12 Mart darbesinin yaptığı düzenlemelerin, 27 Mayıs darbesinin hedef almış olduğu siyasi çizginin sürdürücüsü olan partinin örtük desteğine sahip olması! 27 Mayis'ta askeri rejim tarafından tasfiye edilen Demokrat Parti'nin mirasçısı Adalet Partisi'nin ve onun güçlü önderi Süleyman Demirel'in Ordu'ya ilişkin politikası, sadece 12 Mart kavşağında değil 1960-80 dönemi boyunca aynı çelişkiyi taşıyor: Bir yandan "suyuna giderek" yatıştırmaya, hatta kimi zaman yararlanmaya çalışmak; bir yandan sistemdeki etkinliğini sınırlandırmaya, siyasi otoriteye tabi kılmaya çabalamak. Sadece AP'ye ve Demirel'e özgü olmayan, Türkiye'de politik seçkinlerin çoğunluğunun yatkın olduğu bu çizgi, 1980'den sonraki seçilmiş hükümetlerin Ordu politikalarına da damgasını vurdu, vuruyor. Ümit Sakallıoğlu'nun incelemesi, Türkiye'de siyaset-Ordu ilişkisinin çerçevesini çizegelen bu ikili politikanın ve ikili söylemin ayrıntılı bir tahlilini içeriyor. Kitapta ayrıca, 1980 sonrasında DYP başta olmak üzere sağ partilerin Ordu "konusundaki" tutumlarını konu edinen bir bölüm yeralıyor.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat