Bakara

Stok Kodu:
9786055009335
Boyut:
14.00x21.00
Sayfa Sayısı:
224
Basım Yeri:
Ankara
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2014-08
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
9786055009335
555385
Bakara
Bakara
18.00

Bakar mısınız hocam diye soru sorduğum, sonradan müdürüm olacak ilahiyat mezunu arkadaş, bakar değilim hocam dedi. Sonra bana bakar'ın Arapça buzağı-dana demek olduğunu söyledi. Bunu öğrenmenin etkisi bende derin oldu. Çünkü çalıştığım ilçe halkının çok yüce şahsiyet gibi gördüğü kasaba politikacıları, gözüme sığır gibi gözüküyordu. Ardından tayin olduğum ikinci ilçede de benzer şeylere şahit olunca, 2001-2002 gibi Bakara romanımı yazdım.

Kuran'da adı geçen sure, Hazreti Musa, On Emri almaya Tur (Sina) dağına çıkar ve indiğinde İsrail halkının altın ya da altın kaplı bir buzağı-dana heykeline taptığını görür. Halkına neden böyle yaptığını sorduğunda halkı, gökten inen kudret helvası ile bıldırcın kebabından bıkıp başka yemekler yemek istedikleri ve somut, dokunulabilinir bir tanrıya tapmak istedikleri cevabını alır. Musa kavmini lanetler ve 13. İsrail kabilesi kum fırtınasında kaybolur. Ben bu hikâyenin, altın kaplı ve bir rivayete göre ağzı ile ardı arasında delik olduğu için çok ses çıkaran danaya tapmaları kısmını aldım. Anlattıklarımın gerçek olaylarla ilgisi yok. Çünkü gerçekler hem romandan daha iğrenç, hem de yüzlerine karşı ispat edemem.

Bu romanı yıllar sonra, hem de o kadar çok yayımcıdan ret cevabı almışken ve romana konu olan iki merkez sağ parti, merkez sağ kavramıyla beraber tarih olmuşken yayımlatmama sebep olan şahısın da dinin kutsal kitabının suresiyle alay etmesi, montaj diye geçiştirildi. Ancak o şahıs, kendi taptığın bakar'ına laf etseydi eminim montaj-şantaj savunması bir işe yaramayacaktı. Sonuçta hazır yazılmış romanımla, gürültüsü yüksek bakar'ın gerçekliğini halka anlatmalıydım.

Bakar mısınız hocam diye soru sorduğum, sonradan müdürüm olacak ilahiyat mezunu arkadaş, bakar değilim hocam dedi. Sonra bana bakar'ın Arapça buzağı-dana demek olduğunu söyledi. Bunu öğrenmenin etkisi bende derin oldu. Çünkü çalıştığım ilçe halkının çok yüce şahsiyet gibi gördüğü kasaba politikacıları, gözüme sığır gibi gözüküyordu. Ardından tayin olduğum ikinci ilçede de benzer şeylere şahit olunca, 2001-2002 gibi Bakara romanımı yazdım.

Kuran'da adı geçen sure, Hazreti Musa, On Emri almaya Tur (Sina) dağına çıkar ve indiğinde İsrail halkının altın ya da altın kaplı bir buzağı-dana heykeline taptığını görür. Halkına neden böyle yaptığını sorduğunda halkı, gökten inen kudret helvası ile bıldırcın kebabından bıkıp başka yemekler yemek istedikleri ve somut, dokunulabilinir bir tanrıya tapmak istedikleri cevabını alır. Musa kavmini lanetler ve 13. İsrail kabilesi kum fırtınasında kaybolur. Ben bu hikâyenin, altın kaplı ve bir rivayete göre ağzı ile ardı arasında delik olduğu için çok ses çıkaran danaya tapmaları kısmını aldım. Anlattıklarımın gerçek olaylarla ilgisi yok. Çünkü gerçekler hem romandan daha iğrenç, hem de yüzlerine karşı ispat edemem.

Bu romanı yıllar sonra, hem de o kadar çok yayımcıdan ret cevabı almışken ve romana konu olan iki merkez sağ parti, merkez sağ kavramıyla beraber tarih olmuşken yayımlatmama sebep olan şahısın da dinin kutsal kitabının suresiyle alay etmesi, montaj diye geçiştirildi. Ancak o şahıs, kendi taptığın bakar'ına laf etseydi eminim montaj-şantaj savunması bir işe yaramayacaktı. Sonuçta hazır yazılmış romanımla, gürültüsü yüksek bakar'ın gerçekliğini halka anlatmalıydım.

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat