Milliyetler ve Sınırlar Balkanlar, Kafkasya ve Orta-Doğu

Stok Kodu:
9789754704464
Boyut:
13.00x19.50
Sayfa Sayısı:
511
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
6
Basım Tarihi:
2010
Çeviren:
Şirin Tekeli
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
9789754704464
386055
Milliyetler ve Sınırlar
Milliyetler ve Sınırlar Balkanlar, Kafkasya ve Orta-Doğu
399.9

Barış ve demokrasiye dayalı bir “yeni dünya düzeni”nin kurulacağı beklentileri, Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu’daki savaş meydanlarında imha olmak üzere. Kendiyle barışık, çok-kültürlü demokratik toplumların henüz çok uzağındayız. Batılıların “Doğu Sorunu” diye adlandırdığı sorunlar yumağı dirildi. Yerasimos, ’80’lerin ortalarından başlayarak kaleme aldığı jeopolitika yazılarında bu ürkütücü gelişmenin nedenlerini arıyor; Birinci Dünya Savaşı ile birlikte tarihe karışan Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Rus imparatorluklarının dağılmasıyla gündeme gelen uluslaşma ve ulus-devlet sınırlarının çizilme süreçlerini inceliyor. Üç imparatorluğun topraklarında kurulan ulus-devletlerin sınırları, genellikle halkların iradeleriyle değil, uluslararası barış konferanslarında ya da gizli diplomasi yoluyla çizildi; petrol gibi stratejik ürünlerin paylaşımı önemli rol oynadı ve aynı dili konuşan, aynı kültüre sahip halklar parçalandı. Bu coğrafyada uluslaşma, tamamlanamamış bir süreç olarak görünüyor. “Ulus” sorununu çözme iddiasındaki son imparatorluğun da (SSCB) dağılmasıyla, “eski şeytanlar yeniden ortaya çıkıp tepinmeye başladılar”.

 

Barış ve demokrasiye dayalı bir “yeni dünya düzeni”nin kurulacağı beklentileri, Balkanlar, Kafkasya ve Ortadoğu’daki savaş meydanlarında imha olmak üzere. Kendiyle barışık, çok-kültürlü demokratik toplumların henüz çok uzağındayız. Batılıların “Doğu Sorunu” diye adlandırdığı sorunlar yumağı dirildi. Yerasimos, ’80’lerin ortalarından başlayarak kaleme aldığı jeopolitika yazılarında bu ürkütücü gelişmenin nedenlerini arıyor; Birinci Dünya Savaşı ile birlikte tarihe karışan Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Rus imparatorluklarının dağılmasıyla gündeme gelen uluslaşma ve ulus-devlet sınırlarının çizilme süreçlerini inceliyor. Üç imparatorluğun topraklarında kurulan ulus-devletlerin sınırları, genellikle halkların iradeleriyle değil, uluslararası barış konferanslarında ya da gizli diplomasi yoluyla çizildi; petrol gibi stratejik ürünlerin paylaşımı önemli rol oynadı ve aynı dili konuşan, aynı kültüre sahip halklar parçalandı. Bu coğrafyada uluslaşma, tamamlanamamış bir süreç olarak görünüyor. “Ulus” sorununu çözme iddiasındaki son imparatorluğun da (SSCB) dağılmasıyla, “eski şeytanlar yeniden ortaya çıkıp tepinmeye başladılar”.

 
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat