Öyküler Osmanlı Meclisinde Bir Ermeni Mebus

Stok Kodu:
9789757265462
Boyut:
13.00x19.50
Sayfa Sayısı:
194
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2001-12
Çeviren:
Hermon Araks
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
Kategori:
9789757265462
396178
Öyküler Osmanlı Meclisinde Bir Ermeni Mebus
Öyküler Osmanlı Meclisinde Bir Ermeni Mebus
14.00

İzmit'e ne yapmaya gidiyorum? Bilinen savunma yöntemlerini tek tek gözden geçiriyorum. İnkar mı? Yararsız olduğunu hissediyorum. Suçu akli dengesizlikle mi açıklamak? Soruşturmaların tümü bu yersiz ve akılsız itirazı yalanlamış. Ceza Kanunu maddelerini hafife almak mı? Fakat cinayet, tartışma ve itiraz kabul eden suçlardan değildir. Cinayet kaba, hoyrat, aşikar bir şeydir: Bir ceset ve işte cinayet. Savunması olanaksız bu davayı üstlenerek avukatlık ünümü tehlikeye attığımı düşünüyorum. Tren beni büzün hızıyla -saatte 30 mil- kesin bir yenilgiye doğru götürüyor. Müvekkilimi görmek için doğruca hapishaneye, hükümet konağı girişinin sağındaki bölüme gidiyorum. Gelişim her yerde duyulmuş. Ermeniler, Çerkezler geçtiğim yerlerde dikkatle beni izliyorlar. İzmit'in en büyük katilini kurtarmaya gelen bir çocuk! Başlarını sallıyor, inanamıyor ve birbirlerine soruyorlar: "Abukat bu mu? ... "Beni ne yapacaklar?" "Bilmiyorum." "Asacaklar mı?" "Hayır, hayır!" "Küreğe mi mahkum edecekler?" "Belki!" "Ceyran ne olacak?" "Ceyran kim?" "Nüş'ün karısı." "Başkasının karısından sana ne?"

İzmit'e ne yapmaya gidiyorum? Bilinen savunma yöntemlerini tek tek gözden geçiriyorum. İnkar mı? Yararsız olduğunu hissediyorum. Suçu akli dengesizlikle mi açıklamak? Soruşturmaların tümü bu yersiz ve akılsız itirazı yalanlamış. Ceza Kanunu maddelerini hafife almak mı? Fakat cinayet, tartışma ve itiraz kabul eden suçlardan değildir. Cinayet kaba, hoyrat, aşikar bir şeydir: Bir ceset ve işte cinayet. Savunması olanaksız bu davayı üstlenerek avukatlık ünümü tehlikeye attığımı düşünüyorum. Tren beni büzün hızıyla -saatte 30 mil- kesin bir yenilgiye doğru götürüyor. Müvekkilimi görmek için doğruca hapishaneye, hükümet konağı girişinin sağındaki bölüme gidiyorum. Gelişim her yerde duyulmuş. Ermeniler, Çerkezler geçtiğim yerlerde dikkatle beni izliyorlar. İzmit'in en büyük katilini kurtarmaya gelen bir çocuk! Başlarını sallıyor, inanamıyor ve birbirlerine soruyorlar: "Abukat bu mu? ... "Beni ne yapacaklar?" "Bilmiyorum." "Asacaklar mı?" "Hayır, hayır!" "Küreğe mi mahkum edecekler?" "Belki!" "Ceyran ne olacak?" "Ceyran kim?" "Nüş'ün karısı." "Başkasının karısından sana ne?"

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat