Oyuncak Tamirhanesi

Stok Kodu:
9789752699090
Boyut:
13.50x21.00
Sayfa Sayısı:
224
Basım Yeri:
İstanbul
Baskı:
9
Basım Tarihi:
2013-01
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
9789752699090
549287
Oyuncak Tamirhanesi
Oyuncak Tamirhanesi
10.00

Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle, ‘kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu ‘uzman'lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz. Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı, yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir ‘uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren bir kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir! ‘İyi şeyler bizden; kötü şeyler ortamdan, ebeveynden, kaderden. İyileri bizzat biz yaptık, kötüleri annemiz babamız yüzünden yaptık,' öyle mi? ‘İyi insan' olmanın yolu ‘ideal şartlar'dan ve ‘mükemmel ortamlar'dan geçmiyor oysa. Bizi bu kişiliğe anne-babalarımız mahkûm etmiş de değil. Denklemi şöyle kurmak gerekiyor: Anne-babalarımızın bize nasıl davrandığı, anne-babalarımızın imtihanıdır. O davranışları nasıl içselleştirdiğimiz, nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimiz ise, bizim imtihanımız... Yoksa, irade denilen şey insana niye verilmiş olsun?

Uzmanlıklar çağında yaşıyoruz. İvan İllich'in deyimiyle, ‘kabiliyetsizleştirici uzmanlıklar çağı'nda hem de... Her konuyu ‘uzman'lara bırakırken, fıtratın sesi de, vahyin sesi de duyulamıyor kulaklarımızda. Bunca gürültü arasında, kendi iç sesimizi dahi duyamaz haldeyiz. Oyuncak Tamirhanesi, bu duruma karşı, yürekli bir isyanın ifadesi. Özelde psikolojizmin insana dair tahakkümüne meydan okuyan yazar, şu gerçeği seslendiriyor: İnsanı tanımak, bir ‘uzmanlık' konusu değildir. Kendi iç sesine ve vahyin sesine beraberce kulak veren bir kişi hayatın anlamı, aile, çocuk, insan-insan ilişkileri konusundaki temel doğruları pekâlâ kavrayabilir! ‘İyi şeyler bizden; kötü şeyler ortamdan, ebeveynden, kaderden. İyileri bizzat biz yaptık, kötüleri annemiz babamız yüzünden yaptık,' öyle mi? ‘İyi insan' olmanın yolu ‘ideal şartlar'dan ve ‘mükemmel ortamlar'dan geçmiyor oysa. Bizi bu kişiliğe anne-babalarımız mahkûm etmiş de değil. Denklemi şöyle kurmak gerekiyor: Anne-babalarımızın bize nasıl davrandığı, anne-babalarımızın imtihanıdır. O davranışları nasıl içselleştirdiğimiz, nasıl yorumlayıp şekillendirdiğimiz ise, bizim imtihanımız... Yoksa, irade denilen şey insana niye verilmiş olsun?

Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat